Stresi Alt Etmenin Formülü | Üst Manşet

Stresi Alt Etmenin Formülü

Ekran Alıntısı

 

Yazmanın insanı ne kadar rahatlattığından haberi olan var mı? Peki ya stresi azalttığından? Ya da sağlıklı düşünmeye teşvik ettiğinden?..

Yazmak, rastgele elinize kalemi aldığınız zaman olacak bir şey değildir. Yazacak bir şeyleriniz olduğunda elinize kalemi alırsınız. Delirirsiniz hatta o kalemi bulamadığınızda. Sanki aklınızdakiler uçup gidecekmiş gibi bir telaşa kapılırsınız. Yazan her kimse, yanında deftersiz ve kalemsiz şuradan şuraya adım atmaz. Başladığınız an durduramazsınız kendinizi. Hatta öyle bir yazasınız gelir ki, kalemi elinize geçirdiğiniz an zaman düşünmezsiniz bile. Bir bakmışsınız kalem sizin için yazıyor. İşte bu duyguyu pek az insan bilir ne yazık ki…

 

Depresyondaki insanları oradan çıkarmanın en iyi silahı, yazmaktır.

İnsanlar, küçük veya büyük bir nedenden dolayı kendilerini depresyon denen o sıkıcı ve karanlık, mezarımsı hale bürüyorlar. Sonra çık çıkabilirsen oradan!

Oysa ki, depresyon denen illetten kurtulmak çok basit. Sizden istediğim tek şey, elinize bir defter ve bir kalem almanız. Zaten gerisi gelecektir. İçinizde ne varsa, iyi-kötü, her şeyi yazabilirsiniz. Benden size yazmayı keyifli hale getirecek ufak bir tüyo: Bu yazdıklarınızı sizin dışınızda kimse okumasın!

Günlüğünüzle biraz vakit geçirdikten sonra göreceksiniz nasıl düzelip değiştiğinizi. Evet, değiştiğinizi dedim, çünkü değişeceksiniz. Bunun altına kocaman bir imza atabilirim. Neden değişiriz, nasıl değişiriz soruları kafanızı kurcalamaya başladıysa hemen açıklayayım:

Hepimiz doğamız gereği meraklı canlılarız. E hal böyle olunca da, kendimiz yaşayıp yazmamıza rağmen, geçmişte neler yaşayıp yazdığımızı merak ediyoruz ve okumaya koyuluyoruz. Okuyunca da, “aa ben bunları mı yapmışım, aa bunları mı söylemişim, keşke şunları da söyleseymişim, vay benim aklım” gibi cümleler kuruyoruz. Sonra oturup mantıklı bir şekilde düşününce, “tamam artık bunları yapmayayım, kendime dikkat edeyim, pişman oldum” gibi düşünceler ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak, istemli veya istemsiz değişmiş oluyoruz.

Ekran Alıntısı

 

Peki ama nerede yazmalıyız? Yazmak için en iyi ortam neresi? Hangi ruh haliyle yazmalıyız? Ve yazarken ne tür müzikler dinlemeliyiz?

Evet başlayalım. İlk cevabımız, nerelerde yazmalıyız sorusu için gelsin. Öncelikle bir şey yazmak için kesinlikle sakin bir ortama ihtiyacımız var. Mesela bir aile toplantısının ortasında, çayların böreklerin arasında yazamayız. O börekler orada dururken yazmamız imkansız. 🙂 Veya bir otobüste yolculuğunda da yazamayız. Ya da komşu evinde… E siz bana demeyecek misiniz şimdi, orada yazma burada yazma, nerede yazalım biz diye. Haklısınız, hemen onu da söyleyeyim. İçimizi dökmek için, iç sesimizi duymak için sakin bir ortama ihtiyacımız var demiştim. Bunun için kendinizi bir odaya kilitleyebilirsiniz, sessiz bir kafeye oturabilirsiniz veya sakin bir sahil bankına… Yeter ki, sizi tanıyan, sizinle sohbet etmek isteyen birileri çıkmasın karşınıza.

 

Ve ruh haliyle müzik uyumu kısmındayız…

Yazmak için özellikle bir ruh haline girmek zorunda değilsiniz. Mutlu veya mutsuz, sinirli veya neşeli, her an kavgaya müsait veya kapı gıcırdasa oynayacak..

Her halinizle yazabilirsiniz. Tabii, bana göre en iyi yazılar mutsuzken çıkıyor, o ayrı. Çünkü o zaman daha içten yazıyoruz. Karşımızdakiyle dertleşir gibi. Bir de müzik çok önemli. Arkada oyun havası çalıyorsa, o yazıyı imkanı yok tamamlayamazsınız. Fakat klasik, sakin bir şeyler çalıyorsa, olur bu iş. Hem rahatlarsınız hem de içinizdeki sesle kafa kafaya verebilirsiniz.

Son olarak hava durumu faktörünü de es geçmemek gerekir. Güneşli havada yazmak yerine gezmeyi tercih edeceğinizi biliyoruz. Bu yüzden genelde kapalı havalar tavsiye sebebidir..

Şimdiden kaleminize sağlık…

Sevgiler

 

Dilhan KESKİN

 

Yorum Yap