Müzik İle İç içe Bir Hayat: Feyza TÜRKYILMAZ

“Maltepe Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden Dilhan KESKİN’in, müzisyen Feyza TÜRKYILMAZ ile röportajı

Öncelikle müziğe ilginizin nasıl başladığını öğrenmek istiyorum?

-Küçüklüğümden beri zaten müzikle iç içeydim, ablamlardan ve annemden duyduğum her şarkıyı hemen hafızama alıp söyleyebiliyordum. 4-5 yaşlarına geldiğimde de repertuarım epeyce gelişmişti. Henüz o yaşlardayken bile şarkı söylemeye başladığımda insanlar pür dikkat beni dinliyordu. Ailemde bu durumu görünce tabii ki benden desteğini esirgemedi.

Pekiyi, klasik gitarı neden tercih ettiniz?

-Bir gün annemle Kadıköy’de gezerken, TRT sanatçılarından Ali GÜRLÜ’nün müzik merkezini gördük. Annemin teşvikiyle o gün kayıt oldum. Hangi enstrümana yoğunlaşacağımı tespit etmek içinse birkaç deneme yaptık. Önce ud ile başladım ancak bana pek yakın gelmedi doğrusu, sonra annem bağlamayı denememi istedi, çünkü kendisi  türküleri çok sever. Keman ve piyanoyu da denedikten sonra beni en çok heyecanlandıran klasik gitarda karar kıldım.Bu tercihimdeki en önemli etken klasik müziğe olan ilgimdi. O dönem 11 yaşındaydım ve İlter KURCALA gibi bugün çok beğenilen ve sevilen bir eğitmenden ders alarak bu yolculuğa başladım. Klasik Gitar çalmanın her zaman başka bir şey olduğunu düşünmüşümdür, çünkü klasik gitar çalan biri gitarın beynini öğrenmiş olur.

Müzik kulağınızın ne denli iyi olduğunu bilmeyen yok! Bundan ötürü de sadece klasik gitar değil, her türlü müzik aletini ilk kez elinize almış olsanız dahi hiç zorlanmadan çalabildiğinizi biliyoruz. Bunun gizli bir sırrı var mı?

-Bu durumu ilk fark edişim klasik gitarımı satın aldığım gün olmuştu. Eve gelip bir müzik kanalını açmıştım ve o an çıkan parçaların tümünü, gitarın en alt telinden tek nota halinde çalmaya başladım. Tabii bu durum annemi ve İlter Hoca’yı çok şaşırtmıştı. Bir süre sonra ise, yeğenim keman dersleri almaya başladı. Bende kemanı denemek amaçlı çalışırken, üzerindeki notaların tümünü farkında olmadan çözmüş olduğumu fark ettim ve hiç zorlanmadan çalabilmiştim.

Aynı dönemlerde org çalmaya da başlamıştım. En çok şaşırdığım ise, geçen sene aynı zamanda kanun sanatçısı olan diş hekimime gittiğimde başıma gelendi… Kendisi müzisyen olduğumu bildiği için kanun çalıp çalamadığımı sordu, bende hiç denemediğimi ama deneyebileceğimi söyledim. Çalmaya başladıktan sonra ise bana neden kendisini kandırdığımı sordu, çünkü bi an kanun eğitimi aldığımı düşünmüş. Enstrüman çalmak aslında o kadar da zor değil, kulağınız iyi olduğu takdirde çalamayacağınız müzik aleti yoktur.

Gitar üstadı Hasan Cihat ÖRTER ile ilginç bir anınız var bildiğimiz kadarıyla, onu da anlatır mısınız?

-Sayın ÖRTER, Ali GÜRLÜ hocanın arkadaşıydı ve bir gün kendisini ziyarete gelmişti, bende tam o sırada TRT hocalarının karşısında ilk klasik gitar konserimi vereceğim için prova yapıyordum. Bir yerde takıldım ve sormak için Ali Hoca’nın yanına gittim. Ben kendisine sorumu sorarken Hasan Cihat ÖRTER’de yanındaydı ancak ben o zamanlar kendisini henüz tanımıyordum ve fark etmemiştim. Bunun üzerine kendisi; “sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?” diye sordu. Bende tanımadığımı söyledim. Sonra bana gitarımı çalmamı söyledi ve bende konser parçamı çaldım. Sonra aynı şekilde kendisi gitarımı alıp çalmak istedi ancak gitarımı beğenmemiş olacak ki, bana böyle bir odun parçasıyla nasıl bu kadar güzel çalabildiğimi sordu ve benim çok büyük bir yetenek olduğumu söyledi. Hatta çıkarken de gitarımın altına imza atmak istediğini söyledi , eski gitarımda hala imzası duruyor.

Şu an Türkiye’de yapılan müzik çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

-Şu an ki çalışmaların pek fazla ilgimi çektiğini söyleyemem. Sözler çok kötü ve müziklerin çoğu da alıntı. Zaten yeni çıkan albümlerin popülerlik süresi en fazla 1 ya da 2 ay, sonrasında hemen unutuluveriyorlar. O hafızamıza kazınan eski parçalardan eser yok maalesef. Çok güzel ve köklü bir müzik kültürümüz olduğu halde, Türk müziğinin şu an ki durumuna baktığımızda durum içler acısı vaziyette. Şu dönemde, klasik müzik benim için en büyük kurtarıcı diyebilirim.

“İstanbul Televizyon Forumu’nda” telif haklarıyla ilgili bir serzenişiniz olmuştu. Türkiye’de telif hakları ile ilgili son çalışmalar sizce verimli mi?

-O gün; Yiğit ŞARDAN, Kerem ÇATAY, Bülent FORTA ve Birol GÜVEN ‘e ülkemizde telif haklarının kapsamıyla ilgili bir soru yönelttim. Onlar da, kültür bakanlığının bu konudaki çalışmalarından ve yapılabilecek diğer uygulamalardan bahsettiler.Benim görüşüme göre fikir tescili konusunda kat etmemiz gereken daha çok yol var. Ülkemizde patent enstitüsünebir başvurumuzdahi ancak 1 yıl gibi bir zaman içinde netleşebiliyor. Yurt dışında bu imkanlar çok daha geniş çaplı ve bu gibi konularda kolektif destekler bile mevcut. Nitekim bunun en güzel örneklerini “kickstarter” gibi oluşumlarda görmekteyiz.

Son olarak, müziğe ilgisi olan ve bu alanda ilerlemek isteyen gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

-Ben imkanı olan gençlerimize yurt dışında müzik eğitimi almalarını öneririm. Çünkü ülkemizde konservatuara girmek için, maalesef sanıldığı gibi sadece sınavlarda başarı kazanmak yeterli olmuyor.

Yorum Yap