Kendi Olmanın Orijinal Otantikliği

Kendi Olmanın Orijinal Otantikliği

Özbenlik, Özgüven ve Özfarkındalık

Bizi biz yapan şey nedir? Kişiliğimizi oluşturan oluşturan iki temel boyut var; biri kimine göre genetik mirasımızın bir hediyesi veya kimine göre bir vebası olan mizaç(huy), diğeri ise çevresel etmenlerin etkileşimiyle gelişen karakter.

Karakterin de gelişimine zemin hazırlama yönüyle sosyoekonomik şartların sağladığı şans etkisi veya neden olduğu baht (kader) etkisini barındırır. Kimlik; mizaç ve karakter boyutlarının kültür potasında erimesinden oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken başka etmenlerde vardır; tarihsel zaman, güvenlik ihtiyaçlarını, fizyolojik ihtiyaçlar, eğitim kalitesi ve aile. Kişiliğin inşasında kullanılan yapıların yanında inşa edileceği yer ve zamansal boyutu da çok önemlidir.

Bireyin kendi öz kimliğini keşfedebilmesi için güvenlik ihtiyaçlarını, fizyolojik ihtiyaçlarını ve aidiyet-sevme-sevilme ihtiyaçlarını giderdikten sonra homo sapiensle başlayan bilişsel devrimini başlatarak duygu, düşünce ve davranışlarının oluşumunu öz bilinciyle keşfetmesi ve keşfedilen olguların benliğine işleyip farkına varması gerekmektedir.

Kişiliğimizin en önemli yapıları olan düşünce, duygu ve davranışlar öz kimliğimizi yansıtabilmesi için öncelikle bu olguların oluşum sürecinde öz bilincimizin bunların farkında olması ve çıkış yerlerinin nereler olduğunu ve neyden kaynaklandığını belirledikten sonra bu tepkimelerin bir eyleme veya duygulanıma dönüşmesine izin verir. Öz farkındalıkla yaptığımız her eylemin öz benliğimizin bir imzası taşıması bundandır. Sağlıklı bir kişiliğin inşa sürecinde dikkat edilmesi gereken çok önemli süreç ve kritik zamansalları barındıran etmenler vardır.

Kişi çok güvenli bir yer olan anne karnında bir travmayla doğar. Gözlerini açtığı dünyada ilk kez gördüğü manzarayla şaşkınlıklar içinde kalır; yeni bir sistem yeni bir kültürel ortam ve yeni bir fiziksel alan. Yüzde 20siyle bile eşleşmeyen bir örnekle izah edilirse; ekvatoral bir bölgeden bir çocuğun kutuplara yakın bir bölgeye tek başına götürüldükten sonra ilk kez karşılaştığı insanlar, eşyalar, iklim ve hala üzerinde atamadığı korkuları varoluşsal otantikliğiyle yaşaması gibi. İki yıl sürecek bu gelişim evresinde bebeğin sıcak ve içten onun ailesi tarafından kabulünü gösteren sevilmesi ve bu sevilmenin sağladığı aidiyetlik duygularını kazanması çok önemlidir.

Kişiliğinin ikinci önemli gelişimsel süreci olan iki ile altı yaş aralığıdır. Bu süreçte çocuk var olan sosyal yapı ve kültürel yapılara ait şemalar kazanır. Sosyal statü ve yapıların anlamlarını ve gerekliliklerin farkına varır. Ateşin yakıcı ve can acıtıcı olduğunu ne kadar anlatsanız bile çocuk bunu yaşayıp tatmadıktan sonra asla bilemez. Doğal bir kanun olarak az bulunan her şeyin kıymetli olmasından dolayı çocuk babanın sürekli işte olmasından dolayı babayı daha çok istemektedir. Bu zorakiliğin yarattığı hoşluk babanın işe gitmesi gerektiği zamanda çocuğun bu ayrılığa aşırı tepki göstermesi sonucu çocuk toplum tarafından hoş görülmeyen yalanla tanışmasına neden olur.

Baba “çocuğum senin sevdiğin şu şeyi alıp gelecem” pekiştiriciyle bu durumdan kurtulmaya çalışır. Burada çok önemli bir şeyi çocuk keşfediyor: yalan hoş bir şey değil ama bazen hoş olmayan durumlarla karşılaşmamak için kullanabilirim gibi bir şema oluşturur.

Bu örnek bireyin bütün alanlarında temel olarak yanlış inanç ve şemalarının bozukluğunu içerir. Kaygı bozuklukları, öğrenilmiş çaresizlikler, şişirilmiş sahte benlikler, saldırganlıklar, tutumlar, objelere ve nesnelere cinsel yönelimler… Kişi kendisi dışında diğer bireylerin korku – kaygı – çaresizilik – yetersizlikten arta kalanların toplamından kendini meydana getirir.

Bambaşka konularda buluşmak üzere… Kendinize iyi davranın

istanbul Psikoloji Merkezi 
Gsm: 0505 767 58 85

www.ekremculfa.com

Yorum Yap

Yandex.Metrica