Burçak EVREN: “Kan salçayla, yaralar uhuyla yapılırdı”

“Türk Sinemasında Makyaj ve Aksesuarın 100 Yıllık Yolculuğu” sergisinin küratörü Burçak Evren: “Türkan Şoray, Fatma Girik makyajını kendi yapardı. Kan salçayla, yaralar uhu ve jelatinle halledilirdi”

Bu sene Türk sinemasının 100’üncü yılı kapsamında çeşitli sergiler düzenlendi. Bunların biri de Türvak’ın bünyesinde açılan, küratörlüğünü sinema tarihçisi ve yazarı Burçak Evren’in üstlendiği “Türk Sinemasında Makyaj ve Aksesuarın 100 Yıllık Yolculuğu”.
8 Şubat 2015’e kadar devam edecek sergide sadece fotoğraf yok. Ziyaretçileri serginin içine sokmak istiyorlar.

Sinemamızda makyajın tarihi nedir?

Bu konuda ben de bu sergiyi açana kadar ayrıntılı bir bilgiye sahip değildim. Çünkü Türk sinemasında makyaj üvey evlat muamelesi görmüş, önemi asla algılanmamıştır. Makyaj üzerine hiçbir belge, bilgi de yok! Bu sergi nedeniyle yaptığımız araştırmada 1920’li yıllardan başlayıp günümüze kadar makyajın sinemamızın içindeki gelişimini inceledik.

Sergide neler bekliyor misafirleri?

Sergiyi üç aşamalı yaptık. Birincisi, ilk makyaj ustalarının yaptığı makyajlar; bir oyuncunun aynı filmde hem genç hem yaşlı gösterilmesi veya erkeğin kadın, kadının erkek kılığına girmesi gibi. Bir de kurşun yarası, salçayla, boyayla yapılan kan lekeleri, uhu ve jelatin kağıdıyla yapılan yaralar… İkincisi, günümüzün plastik makyajı; boyutlu yara izleri… Üçüncüsü de sergiyi interaktif bir hale getirdik. Örneğin buraya gelen misafirler Gulyabani’yle veya meşhur şapkasını giyerek Şarlo gibi fotoğraf çektirebilecekler. Yılmaz Atadeniz’in meşhur Kilink karakteriyle birlikte olma şansını yakalayacaklar. Yani sadece izlenen bir sergi değil bu; gelenleri
serginin içine sokmak istiyoruz. Hatta zaman zaman ünlü makyözler gelip isteyenleri yaşlandıracak, yara izleri yapacaklar, kel bir adamı saçlı, saçlı bir adamı kel hale getirecekler.

“Ziyaretçilere yaşlandırma, yara izi makyajı yapılacak”

 

Türk sinemasının önemli makyaj sanatçıları kimler?

Zeki Alphan, Türk sinemasında makyajı ilk yapan kişi. Hem oyuncu hem yönetmendir aslında. Türkiye’ye gelen yabancı film şirketlerinden öğrendiklerini önce kendine sonra arkadaşlarına yapmaya başlar ve tutulunca da makyajcı olur. Cemal Gonca da aynı şekilde. Çağdaş bir isimse Corci’dir (Yavuz Birsel). Corci amatör olarak yetişen, sonrasında İngiltere’ye gidip bunun eğitimini gören, makyajın bir sanat olduğunu ortaya koyan, yaygınlaştıran kişidir. İlk makyajı öğrenip de Yeşilçam’a geldiği vakit birçok yapımcı ve yönetmen karşı çıkıp küçümsemişler. Ama özellikle televizyonun yaşamımıza girmesiyle makyajın önemi kavrandı.

Kötü makyaj örneği çok var mı ?

70’lere kadar kötü makyaj çok. Mesela adam kör, gözleri dağlanıyor ama baktığınızda sanki adam gözlük takmış gibi… Drakulaları örnek verebiliriz. Onun dışında kan lekeleri renkli filmlerde sırıtır.

En akılda kalan makyaj nedir?

Son dönemde makyajlar çok iyi. Çağan Irmak’ın “Ulak” filmindeki ve “G.O.R.A.”daki makyajlar mesela. Bunlar güzelleştirmek veya çirkinleştirmek için değil, yeni bir karakter yaratmak için yapılan makyajlardır.

“Türkan Şoray sette her zaman aynaya bakardı”

Unutamadığınız bir anınız var mı?

Türkan Şoray setlerde her zaman aynaya bakar. Herkes onun aynada kendi makyajına, güzelliğine baktığını sanır ama o ışığı kontrol eder aslında, ışığın yüzüne doğru bir şekilde düşmesini sağlar. Çünkü deneyimli bir oyuncu olduğu için bilir; en iyi makyaj kendini hissettirmeyen makyajdır.

Bir de Fatma Girik’le konuşurken o söylemişti: “Ben, Hülya, Türkan makyajımızı kendimiz sette yapardık ve bilmezdik nasıl yapıldığını. Beyoğlu’nda küçücük bir dükkan vardı, oraya bazen kalem, pudra gelirdi, hangimiz önce giderse o alırdı. Çünkü sadece bir tane gelirdi yani kapanın elinde kalırdı.”

Yorum Yap

Yandex.Metrica