“Antalya Film Festivali”nde Yeni Dönem

burcakevren1
Bir çeşit yapısal restorasyon evresinden geçen eski Altın Portakal, yeni Antalya Film Festivali, yeni yüzüyle ilk kez bu yıl sinemaseverlerin beğenisine sunulacak. Yaptığı yapısal değişikliklerle kimilerince olumsuz ama çoğunlukla da olumlu eleştiriler alan Antalya Film Festivali artık yerellikten ve de ulusallık kabuğundan sıyrılıp dışa açılmak, Cannes, Berlin ya da Venedik gibi dünyanın A tipi film festivallerinden biri olmak istiyor. Bu isteğinde hiç de haksız değil.
Ülkemizde festival düzenlemek hem kolay hem de güç bir iş. İşin kolaylığı kimilerince festivallerin yalnızca filmlerin gösterildiği ve gösterilen yörenin tanıtımını yaptığı bir panayır eğlencesi olarak kabul görmesinden, zorluğu ise, gerçek, bir festivalin yalnızca bir gösterimlerden ibaret olmayıp, bir dizi sanatsal etkinliklerin belirli bir ilke ve düzen içinde sunulup saygınlığa kavuşturulmak istenmesinde yatar. Ama ne yazık ki bu denli basit bir ayırım ya da yaklaşım çoğu ulusal festivallerimizde ıskalanmış, festivaller yalnızca yapıldıkları yöre ile yapanlara kazandırdığı geçici çıkarlarla değerlendirilmiştir.
Ülkemizin en uzun ve de en soluklu film festivali olan Antalya Film Festivali’nin günümüze dek ulaşmasındaki en büyük etkenin, bu kentin festivalle özdeşleşip kararlı bir tutum almasından ve de öteden beri yapılan bir dizi eleştiriler karşısında dik durmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü Antalya Film Festivali her zaman yalnızca yeni filmlerin gösterilip yarıştığı bir etkinlik değil, aynı zamanda Türk sinema ortamının da bir çeşit hesap-laştığı, kimi kişi ve grupların festivalle kişilik kazanma yarışına giriştiği bir arena da olmuştur. Antalya’nın günümüzde de üstü kapalı bir şekilde bu konumunu sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Belki de Antalya Film Festivali’nin uzun soluklu olması bu yüzdendir.
Antalya Film Festivali’nin bu yılki radikal yapılanmasına gelince, bu yapılanmayı olumlu saymamak mümkün değil. Yapılanmanın en belirgin özelliği ise ulusallıktan gerçek bir uluslararasına geçişte göze çarpmaktadır. Ulusal sinema ve sektörle bu denli kaynaşmış bir festivalin böylesine radikal bir değişim-dönüşüme geçmesindeki en büyük etken ise; belki de ilk kez Antalya’nın ne yapacağını bilen, festivali yinelemek yerine yenileyerek onu yalnızca davet ettiği konuklarla değil, onun da ötesinde etkinlikleriyle uluslararası alana taşımak isteyen kararlılığından kaynaklanmıştır.
Antalya yeni yüzüyle bu yıl, yapılanmasını haklı çıkaracak kararlılığını sınayacak. Elbette eskisi gibi yine bir dizi eleştirilerin hedefi olup, festival üzerinden kişilik kazanmak isteyenlerin alanı olmaktan da kurtulamayacak. Bu eleştiriler bir açıdan festivallerin değişmeyen, neredeyse gelenekselleşen yazgısı. Önemli olan tüm bu kuru gürültüler karşında kararlı olmak, kimi radikal değişimlerle festivali uluslararası arenaya taşıyarak saygınlık kazanmaktır.
Bir festivalin saygınlığı, onun ilk ve de en uzun ömürlü olmasından değil, kendisini değişim dönüşümlere uğratarak yenilemesinden, kararlılığından ve de bunların sonucu elde edeceği saygınlığından gelmektedir.
Antalya’nın ödünsüz, -adeta sektöre ve onun uzantılarına meydan okurcasına- attığı bu olumlu adımların sonuçlarını ise çok değil, bu hafta izleyip göreceğiz.

Yorum Yap

Yandex.Metrica